Embed

SICAK VE MASUM: BOSNA HERSEK

  

 

Saraybosna Havaalanına indiğinizde karşılaşacağınız sımsıcak karşılama sizi şaşırtmasın. Avrupa’nın göbeğinde olabilirsiniz, ama burası Bosna Hersek…

Üç etnik gruba (Boşnaklar, Hırvatlar ve Sırplar) ev sahipliği yapan ve ülke yönetimi açısından iki entiteye yani devletçiğe bölünmüş olan (Bosna-Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti) Bosna Hersek, kaderine boyun eğmekten çok uzak görünüyor. Mücadeleci, gözüpek ve bir o kadar da kırılgan… Avrupalı olduğu kadar, bizden bir ülke. İnsanları, şehirleri, yemekleri o kadar tanıdık; o kadar yakın ki, başka bir dil konuşuyor olmaları umurunuzda bile olmuyor. Bir şekilde anlıyorsunuz ne söylemeye çalıştıklarını…

Bosna Hersek; yakın geçmişte yaşadığı acılardan o kadar çok şey öğrenmiş, öylesine vakur ki; insan karşısında saygıyla eğiliyor…

SARAY BOSNA’NIN DAR SOKAKLARI

Saray Bosna’da ‘eski kent’ denen yerde sokaklar, sizi içine alıyor. Dar sokaklardan açılan yeni sokaklar sizi yeni hayat hikayelerine ve aşina olduğunuz çarşılara yönlendiriyor. Siz de benim gibi, her gittiğiniz yerde eski keşifleri canlandırmak ve onlara yenilerini eklemek, biraz da macera yaşamak sevdasındaysanız bu sokaklar tam size göre…

Başçarşı (Bascarsija)’da –hele yorgun ve açsanız- mutlaka köfte yemelisiniz. Çok lezzetli ve çok da ucuz. Ve mutlaka Boşnak böreği. Börek kıymalı olursa adı “burek”, peynirli olursa “sirnica”, ıspanaklı olursa “zelvenica” oluyor. Bu kadar doyduktan sonra tek bir şeye “hayır” diyemiyorsunuz: Moraçi Han’da “Bosnian Kafa” yani Bosna kahvesi. Moraçi Han’dayken, sanki Çemberlitaş ya da Tophane’deki kahvehanelerden birinde oturuyorsunuz. Bakır bir tepsi içinde, bakır bir cezve, yanında bir bardak su, kesme şeker ve gül lokumuyla servis ediliyor kahveniz. Kahveyi, köpürterek fincana kendiniz koymak gibisi yok. Muhteşem kokusu da cabası… Başçarşı, daha çok Müslümanların bulunduğu bir yer, Kapalı çarşı gibi. Bedesten dükkanlar, restoranlar, camiler var. Bir de baharat satan aktarlar: badem, çörekotu, karanfil…

Saraybosna’da gezerken etrafınıza bakmanız yeterli. Kimsenin size bir şey anlatmasına gerek kalmayacak kadar fazla şey söylüyor binalar. Aralarda camiler, kiliseler, sinagoglar karşılıyor sizi. Saraybosna, savaş zamanı (1992-95) çok yara almış, bütün evler, binalar mermi-bomba izlerini taşıyor. Bir kısmı yenilenmiş; ama hala izleri duruyor. Tabi hiç yenilenemeyenler de var. Şehrin tepelerinde birçok mezarlık var. Bunlardan biri de Bosna Hersek'in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in anıt mezarı. Bosna Hersek, İzzetbegoviç’i hiç unutmadı; sanırım bu yüzden bir asker eli göğsünde her daim nöbet tutuyor başında.

İnsanı en etkileyen anekdotlardan biri, yürürken karşılaşacağınız kaldırım üstlerindeki gül resimleri. Bunların anlamı; savaş döneminde o noktalarda katliam yapıldığı ve pek çok insanın öldüğü. Özellikle; Pazar Alanı en büyük kıyımın yaşandığı yerlerden biri. Bir de; Bağımsızlık Ateşi var. Bosna Hersek’in, bağımsızlığını kazandığı 1 Mart 1992’de yanan ateş, doğal gaz kesintilerinde sönüyor. Bu da Bosna Hersek’in bağımsızlığının ne kadar bağımlı olduğunun iyi bir örneği.

Ama en çok da insanlarından etkileniyorsunuz. Onlarla konuştuğunuzda keder ve umut arasındaki dengeyi hissediyorsunuz. Geçmişin onlar için sona erdiğini, umut anlamına geldiği için geleceği dört gözle beklediklerini anlıyorsunuz. Pek çoğu yakınlarını, ailelerini, sevdalılarını gömmüş bu topraklara ve çoğu savaşın izini kendi bedeninde taşıyor. Ama umutla gülümsemeleri ve ne olursa olsun yaşama sıkı sıkıya sarılmaları sizi öyle derinden etkiliyor ki; siz de öğreniyorsunuz içinizdeki kederi yüzünüzdeki gülücükle maskelemeyi… Hiçbir şey söylemenize gerek yok. O an, inanın aynı duyguyu hissediyor, aynısını yaşıyorsunuz ve her anınız bu karşılıklı gülümsemeler sayesinde daha lezzetli oluyor.

BOMBA VE MERMİLERDEN KORUNMAK İÇİN TÜNEL

1992-95 yılları arasındaki; aşırı Sırp milliyetçiliğinin yayılmacı politikasının dış kuvvetlerce körüklenmesiyle başlayan savaşta, Sırp güçleri Saraybosna’yı kuşatmış, Birleşmiş Milletler, insani yardım yapabilmesi için havaalanı bölgesinin kuşatma dışı tutulmasını istemiş. Bu nedenle; bomba ve mermi yağmuru altında havaalanı bölgesine giden bir tünel yapma fikri ortaya atılmış. Bir ailenin evinin bodrumundan ve havaalanı tarafından karşılıklı kazılmaya başlanan tünel 4 ay sonra yaklaşık 800 metrelik bir yaşam tüneli olarak kullanılmaya başlanmış ve bu sayede mermi altında kalmadan ihtiyaç malzemelerini ve yaralılar taşınabilmiş. Savaş sonrası günümüzde bu tünel, evin sahipleri tarafından müze haline getirilmiş. Şu an tünelin güvenlik nedeniyle sadece 5-10 metrelik bir bölümü açık. Müze evin üzerinde birçok mermi izi var ve özellikle restore edilmiyor.

HÜZÜNLÜ GÜZEL: MOSTAR

1992’den itibaren; halklar mozaiği olarak hep beraber yaşayan Sırplar, Boşnaklar ve Hırvatlar Avrupa’nın ortasında ve yaklaşık 3.5 sene süren bir savaşa tutuşmuş, Sırpların ve daha sonra Hırvatların saldırısında yıkılmış Mostar Köprüsü. Fakat; Unesco’nun önderliğinde ve diğer ülkelerin de desteğiyle tekrar yapılmış ve yemyeşil, buz gibi sularıyla akıp giden muhteşem Neretva’nın üzerinde 2004 yılında yeniden açılmış köprü. Köprü’nün ucundan suya uzaklık 25 metre ve insanlar yüzyılların geleneğini sürdürerek köprünün üzerinden Neretva’ya atlıyorlar. Kimilerine göre ise; şehirdeki gençlerin, sevdikleri kıza aşklarını gösterme şekli köprüden suya atlamak.

Her köşesinde cami minareleri yükselen ve çoğunluğu Müslüman olan Mostar’da dengeler savaştan sonra değişmiş. Camiler aldıkları hasara rağmen hala direniyor ama dağın tepesine şehrin her yerinden görülebilecek kadar büyük bir haç dikilmiş. Şehrin içinde her yerde mezarlıklar var ve mezar taşları, hep 1992-95 yılları arasını gösteriyor. Tuhaftır; o zaman karşı karşıya savaşanlar, şimdi yan yana yatıyor bu mezarlarda.

İnsanın aşık olduğu yerler vardır, hani; aşık olmaktan korkmadığı yerler. İşte Mostar öyle bir yer… Güzelliğiyle sizi büyüleyen ama büyülenmekten korkmadığınız ve kendinizi o anın muhteşemliğine kapılıp koyuverdiğiniz bir yer. Hele mevsim hazan, aylardan Eylül ise…

03.09.2010

  

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !