ORTA ASYA GERİLİYOR MU?

Kendisine Hamid denmesini tercih eden arkadaşlarımdan biri Kazakistan’ın güneyinde yaptığı gibi Özbekistan, Tacikistan ve Kırgızistan’ın çeşitli bölgelerinde kapsamlı alan çalışmaları yürütüyor. Son dönemlerde; reformu yerleştirme ilişkisi içinde Sovyet sonrası Orta Asya’daki İslam tanımıyla ilgileniyor.

Orta Asya’ya olan ilgimi bildiğinden, geleneksel değer sistemlerinin yeniden canlandırılması anlamına gelen Sovyet sonrası Orta Asya’da politik, ekonomik ve zirai dönüşüm hakkında benimle konuştu. Toprak reformları, ekonomik canlanma ve girişimciliğin teşviki için tasarlandı; ancak bunun yerine reformların kazanımıyla oluşan yeni bir molla çiftçiler sınıfının ortaya çıkmana neden oldu.

Özel çiftliklere katılan devlet çiftlikleri (sovkhoz) ve kollektif çiftlikler (kolkhoz) konuları tartışıldı.Bu tartışma sürecinde resmi ruhbanlara diğer kırsal çiftçilere verilenden daha büyük toprak parselleri bahşedildi. Bu topraklara sahip olabilmek için, mollaların uzun ve sıklıkla pahalıya malolan bir süreç üzerinden işleyen resmi onaya ihtiyaçları vardı.

Hamid, mollaların toprağa ulaşmalarına rağmen bir toprak işçisi olmadıklarına dikkat çekti. Bu bahşedilen toprakların çoğu resmi dini otoritelerle bağlantılıydı ve böylelikle güçlü ağlarla bütünleşmişti. Ama ayrıca, yerel, bölgesel ve ulusal seviyelerde yerel toplumun birer temsilcisiydi. Böylece mollalar muğlak bir pozisyona sahip oldu: İnsanları mobilize eden devlete sadık bir pozisyon...

Ayrıca; resmi söylem toprak reformundan toprağın özelleştirilmesi olarak bahsederken, uzun dönemli kiralara dayanarak yönetilen toprak dağılımı pratiğini yansıtmadığını vurguladı. Devletin üretim üstündeki kontrolü yaygındı, ürünlerin ekimi üretimin büyük kısmında hak sahibi olan devlet eliyle gerçekleştiriliyordu.

Genellikle, mollalara kiralanan topraklar, emeklerinin karşılığını minimum düzeyde alan kırsal işçilere –sıklıkla göçmen işçiler- devren kiralanıyordu. Bu, özellikle gayri resmi ve ücretsiz, yeni sömürüye dayanan iş gücü formlarının oluşmasını beraberinde getirmiştir.

Arkadaşım, Tacikistan, Kazakistan ve Özbekistan’dan üç çalışmayı kullanarak, toprak reformunun yürümesini sağlamak için geleneksel sosyalleşme ve dayanışma ağlarının elzem olduğunun altını çiziyor. Sunumu sonunda kendisine sorulan sorulara cevaben, Dr. Fathi meydana gelen yapının neo-feodalizme benzetilebileceği konusunda hemfikir oldu. Bu canlı tartışma; sivil toplumun muhtemel alanları, Sovyet dönemi ve sonrası arasında Orta Asya’daki devamlılık, kırsal çiftçilerin perspektifi, azınlık grupların toprakla ilgili hakları ve bu ağlar içinde dinin rolünü de içeren çeşitli başlıklara değinerek ortaya çıkmıştır.
 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !